18 Mayıs 2017 Perşembe

Meniere Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Meniere Hastalığı Nedir?




Meniere Hastalığı Nedir
           Meniere hastalığı iç kulak sıvısının artışı olarak tanımlanan ancak henüz tam olarak nedenleri ortaya konulamamış hastalık türüdür. Meniere hastalığının belirtileri arasında en önemli veri baş dönmesi şeklinde ortaya çıkan ataklardır. İç kulakta oluşan sıvı artışı oluşumunun nedeni tam olarak saptanmış değildir.

            Meniere hastalığını oluşum süreci genel itibariyle sıvı alımının boşaltımından fazla olması ve kulak sıvılarının dışa atım kanallarında oluşan tıkanıklık nedeniyle basın artışı ortaya çıkabilir. Bu hastalığın görüme sıklığı noktasında ise görüş birliği yoktur. 40 ile 60 yaş arasında daha sık görülen bu hastalık her yaşta görülebilen bir hastalıktır. Türkiye için bu hastalığın ortalama yaşı 48 olarak belirlenmiştir. Çift yönlü olarak olguya rastlanma durumu ise %20 orandadır. %20 oranının giderek artan bir çizgiye sahip olduğu da saptanmıştır. Tedavi aşamasında önemli bir veri olan çift yönlülük, tedavi sürecine yön veren ana etkendir.

 Meniere Hastalığı Belirtileri


Meniere Hastalığı Belirtileri ve Tedavisi
            Meniere hastalığının başlıca etkenleri özetlendiğinde meniere hastalığı belirtileri olarak şu maddeleri öne çıkartabiliriz.

 1- Baş dönmesi şikâyeti
 2- Kulakta uğultu oluşması
 3- Başlarda dalgalı şekilde duyma kaybı
 4- Kulakta dolgunluk hissiyatı

            Bu şekilde ana etkenlerin olduğu saptanmıştır. Bu etkenlere yan etkenler olarak da araştırmalar sonucu yeni etkenler eklenmiştir.

 - Kusma
 - Çarpıntı
 - Ölüm korkusu
 - Terleme
 - İshal

            Bu belirtiler panik atak nöbetleri ile karışabilmektedir. Aniden başlayan baş dönmesi 20 dakika olabileceği gibi tüm gün de sürebilir. Ancak baş dönmesi 24 saati geçmez. Baş dönmesi şikâyeti başlangıcından önce kulakta dolgunluk hissiyatı oluşur. Bu şikâyet 2 saati geçmeyecek şekilde sürebilir. Baş dönmesi şikâyetini tetikleyen durumlar aşırı tuz alımı, stres ve gerginlik gibi durumlardır. Baş dönmesi nöbetleri hastanın dengesini bozarak hafif ya da normal dengesiz bir duruma geçmesine yol açar. Bilinç kaybı durumuna yol açan bu durum hastaların %2 sinde bilinç kaybı durumu oluşturduğu gözlemlenmiştir.

            İşitme kaybı, bu gibi anlarda ortaya çıkar ve düşük frekanslı olan kalın seslerde işitme kaybı durumu görülür. Bu hastalıkta ilk başlarda ortaya çıkan belirtiler döneminde işitme kaybı geçici özelliğe sahiptir. Ancak hastalık ilerledikçe durum değişerek kalıcı hale gelebilir. Bu süreç dalgalı halde devam ederek beş yıl süre boyunca bu dalgalanmalar yaşanabilir. Hastaya göre değişiklik gösteren kulak çınlaması durumu ise genellikle uğultu şeklinde olup daha farklı histe de olabilir.



 Meniere Hastalığında Nasıl Teşhis Konulur?


            Meniere hastalığı tedavi sürecinde öncelikle teşhis koyma işlemi gerçekleştirilir. Bu hastalıkta kulak muayenesi normal şekilde gerçekleştirilir. Hasta eğer baş dönmesi şikâyeti olmayan bir dönemde muayeneye geldiyse kulakta herhangi bir sorun görülmeyecektir. Meniere hastalığında teşhis koymak oldukça zor bir işlemdir. Maniere hastalığında teşhis koyarken en önemli durum olarak baş dönmesi ve nistagmus olarak adlandırılan istemsiz göz hareketi incelenir. Teşhis koyma sürecinde ele alınan hususlar şunlardır:

 - Baş dönmesi durumu
 - İstemsiz göz hareketleri
 - Ayakta durma dengesi
 - Bulantı kusma şikâyeti
 - Yürüme zorluğu

            Maniere hastalığında teşhis koyulurken bu unsurlar göz önünde bulundurulur. Tanı koyma işlemi sırasında en önemli veri hastanın kendisidir. Hastanın ifadesi ne kadar iyi anlatılırsa bu durumda daha kolay ve daha etkin şekilde teşhis konulacaktır. Baş dönmesi şikâyetine hekim öncelikle şüphe ile yaklaşır. Baş dönmesi durumu takip edilerek bu hastalığın maniere hastalığı ile ilgili olup olmadığı izlenmektedir. Bu muayene sonrasında ilk olarak işitme testi yani odiometri yapılır. Bu testlerde hastada işitme kaybı ve iç kulaktaki performans durumu hakkında detayları veri alınarak kişinin durumu hakkında inceleme yapılır. Eğer işitme kaybında kalın seslerde bir kayıp yaşanıyorsa bu durumda meniere hastalığı şüphesi ortaya çıkar.

            Meniere hastalığında şüpheyi artıracak veriler Gliserol testi ile elde edilir. Odiometri testi sonrası hastaya gliserol içirilir. Bu işlemden sonra yine odiometri testine alınan hastada düzelme görülürse bu durum meniere hastalığı lehine bir durumdur. Bu test dalgalanma yaşanan dönem de uygulanmaktadır.

  Meniere Hastalığında Tedavi


 Meniere hastalığı tedavisi üç bölüm halinde yapılan bir işlemdir.

 1- Ani gelişen baş dönmesi atakları tedavisi
 2- Basınç artması engelleyici yapılan tedavi
 3- Cerrahi muayeneler

            Meniere hastalığı tedavisinde baş dönmesi atağı tedavisi yatırılarak yapılan bir tedavidir. Bu tedavi sürecinde genellikle gerginlik ve stile etkileyici olduğu için tedavi aşamalarında hasta rahatlatma ve stresten uzaklaştırma üzerine bir tedavi yapılır. Serum verilen bu süreçte vücuda sıvı alınması sağlanmaktadır. Bu süreçte serum ile ya da ağız yolundan verilen ilaçlarla hasta rahatlama ve iyileşme sürecine girer. Sık sık baş dönmesinin atağı yaşayan hastalarda bir takım önlemler alınarak bu nöbetler azaltılabilir.

 - Sigara içmek kesinlikle yasaklanması gereklidir.
 - Aşırı şekilde şeker, tuz, çay, alkol ve kafein gibi ürünlerin tüketimi azaltılmalı hatta yasaklanması gereklidir.
 - Hastalar bu süreçte mümkün olduğu kadar stresten ve gergin durumlardan uzak durmalıdır. Rahat ve huzurlu ortamlar bu tedavi sürecini olumlu yönde etkileyen unsurlardır.
 - İdrar sökücü ilaçların kullanılması gereklidir.
 - Bu süreçte hasta kilo almamaya dikkat etmelidir.
 - Hasta bu süreçte aktif şekilde kas hareketleri olan sporlar yapmalıdır.
 - Atakların engellenmesinde betahistidin preparatları kullanılabilir.

 Cerrahi Tedavi Süreci


            Sık sık baş dönmesi atağı geçiren kişiler ilaç tedavisi ile sonuç alamıyorsa bu durumda cerrahi tedavi yöntemi uygulanması gerekir. Cerrahi yöntemler iki şekilde uygulanmaktadır.

 1- İşitmenin iyi olduğu durumlarda: Bu durumda kese drenaj ameliyatları yapılarak iç kulakta bulunan endolenfatik kese adlı bölümü başka alanlara bağlayarak kulaktaki basıncı azaltmak sağlanabilir.

 2- İşitmenin kötü olduğu durumlarda: Bu durumda Labirentektomi yani iç kulağın komple alınması işlemi yapılabilir. Bu durumda işitme fonksiyonu biter. Bu yöntemlere ek olarak kulağa kimyasal verme ya da kulağı tahrip eden gentamisin adlı maddeye kullanılabilir. Ancak günümüzde kulağa zararı olmayan steroid uygulamaları uygulanmaktadır.


0 yorum: