28 Ocak 2018 Pazar

Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) Nedir?

Obsesif kompülsif bozukluk takıntı hastalığıdır. Anksiyete hastalığının bir türüdür ve tekrarlanan düşünce ve davranışlardan oluşmaktadır. İnsan hayatı tekrarlanan bir döngü arasına sıkışmakta ve sağlıklı şekilde yola devam edememektedir. Hastalar kontrolleri dışında gelişen süreçlerin etkisi altında kalmaktadır. Hastalar kısıtlanmış ve hapsedilmiş duyguları ile mücadele etmeye çalışmaktadır. Bazı durumlarda hastalar, hastalıklarının farkına dahi varamazlar.
Kontrol dışı gelişen olaylar hastalarda yoğun korku ve strese neden olmaktadır. Hastalar zihinlerindeki görüntüler nedeniyle sürekli huzursuzluk içerisindedir. Hastalar takıntılı düşüncelerinden uzaklaştırılmaya çalışılır. Obsesif kompulsif kişilik bozukluğunda hasta tekrarlayan düşünceler zinciri içerisinde sıkışmakta ve çaresiz kalmaktadır. OKB döngüsü kimi zaman saatlerce sürmekte ve hastanın günlük hayatının durmasına neden olmaktadır. Hastalar saplantılarının gerçek dışı ve anlamsız olduğunu kabullense dahi kendilerine engel olamazlar.

Hastalık Nasıl Tanımlanmaktadır?

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu günümüzde sık rastlanan sağlık sorunlarından biri haline gelmeye başlamıştır. hastalığın net olarak tanımlanabilmesi için kelime anlamları üzerinde hakimiyet kurulması gerekmektedir. Obsesyon ve kompulsiyon kelimelerinden oluşan obsesif kompulsif bozuklukta her kelime ayrı bir anlama işaret etmektedir. Hastalık takıntılı düşünce ve fikirlerle, yineleyen, tekrar eden davranışlardan oluşan ciddi bir ruhsal problemdir.
Obsesyon kelimesi zihinle ilgili sorunları ifade etmek için kullanılmaktadır. Hastalığın ilerlemesi halinde zihinsel kontrol kaybedilmektedir. İstem dışı duygu ve düşünceler zihni kontrol etmeye başlamaktadır. Zihinden uzaklaştırılamayan dürtü, fikir ve düşünceler hastayı kontrol altına almaya çalışmaktadır. Hasta söz konusu düşüncelerden rahatsız olsa dahi zihninden uzaklaştırma konusunda başarılı olamamaktadır. Bu duygu ve düşünceler sıkıntı ve huzursuzluğa dolayısıyla anksiyeteye sebebiyet vermektedir.
Kompulsiyon kelimesi ise fiili hareketi ifade etmektedir. Obsesyonlar hastaları ciddi şekilde rahatsız etmektedir. Obsesyonlar sonucunda hastanın harekete geçmesi kompulsiyon olarak isimlendirilmektedir. Sıkıntı ve huzursuzlukla mücadele etmek amacıyla yineleyici davranış ve zihinsel eylemlerin yapılmasıdır.

Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğunun Belirtileri

Ciddi bir sağlık sorunu olan obsesif kompulsif kişilik bozukluğu değişik şekillerde ipuçları vermektedir. Hastalığın genel belirtileri şu şekildedir;
·         Pislik ve mikrop korkusu yani titizlik

·         Başkalarına zarar verme korkusu

·         Hata yapmak ve küçük düşmekten korkma

·         Rezil olma ve utanma korkusu

·         Şeytani düşüncelerden korkma

·         Kusursuzluk arayışı ve simetri hastalığı

·         Aşırı kuşku ve sürekli güvence talebi

·         Ellerini sık yıkama

·         Tokalaşmaktan kaçınma

·         Kapı tokmaklarına dokunmamak

·         Kilit ve ocak benzeri eşyaları sürekli kontrol etme ihtiyacı

·         İçinden ya da yüksek sesle sayı sayma

·         Rahatsız edici söz, görüntü ya da düşünceye takılıp kalmak

·         Bir takım kelime ve cümleleri tekrar etme

·         Değersiz eşyaları biriktirme

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nasıl Ortaya Çıkar?

Obsesif kompulsif bozukluk bir çok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Hastalığın kesin nedeni henüz bilinmemektedir. Ancak hastalığı tetikleyen unsurların saptaması yapılmıştır. Gerek biyolojik, gerekse çevresel unsurlar hastalığın ortaya çıkmasında etkili olmaktadır. Hastalığa neden olan çevresel faktörlerin başında; taciz, yaşamda değişiklik, hastalık, çok sevilen bir insanın kaybedilmesi, özel hayatta önemli değişiklikler gelmektedir. Çevresel kaynaklı stres unsurları zamanla obsesif kompulsif kişilik bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra zaten OKB hastası olan bireyler, çevresel etkenlere maruz kalarak daha kötüye gidebilirler.
Çevresel etkilere ek olarak biyolojik etkenler de hastalığın tetikleyicisidir. Beynin karmaşık yapısı obsesif kompulsif bozuklukla ilgili bir takım ipuçları vermektedir. Nöron adı verilen milyarlarca sinir hücresinden oluşan insan beyninde, düşüncenin ortaya çıkması için kimyasal salgılanması yapılmaktadır. Nörotransmiter seviyesinin düşmesi ve hastalık arasında ilişki saptanmıştır. Seratonin üretiminin dengesizliğinin genetik olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. Bu durum hastalığın genetik olabileceğinin ispatı niteliğindedir. Serotonin eksikliğinden beyin ciddi derecede etkilenmektedir. Ortaya çıkan problem neticesinde sağduyu ve planlama yetileri körelmektedir.

Hastalığın Tedavi Süreci

Hastalığın teşhisinde hiçbir tıbbi yöntem kullanılmamaktadır. Hekimler hastaların belirtilerini dinleyerek teşhis koymaktadır. Kendi kendine geçebilen bir hastalık olmadığı için mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir. Hastalığın en iyi tedavi yöntemi bilişsel davranış terapisidir.
Hastalığın seyrine göre tedavi sürecinde ilaç kullanımına da başvurulabilmektedir. Bilişsel davranış terapisinde hastaların korkularıyla yüzleşmeleri sağlanmaktadır. Amaç abartılan düşüncelerin etkisini azaltmaktır. Hastalığın ilaçla tedavisinde ise antidepresanlar ve selektif serotonin kullanılmaktadır.

Hastaların Yakınlarına Düşen Görevler

Hastaların yaşadığı en büyük sorun dışlanma korkusudur. Buna bağlı olarak düşüncelerini açıklamaktan çekinmektedirler. Bu aşamada hastanın yakın çevresine önemli sorumluluklar düşmektedir. Aile veya yakın arkadaşlar hastaların takıntılarını fark ettiklerinde tedaviye ikna etmeye çalışmalıdır. Hastalar ayıplanma korkusu ile tedaviye başlamak istemezler ve hastalığı saklama yoluna giderler. Ancak dışarıdan rahatlıkla far edilebilecek derecede ciddi bir hastalık söz konusudur. Hastalığın belirlenmesinde ve hastanın tedaviye ikna edilmesinde yakın çevrenin sorumluluğu çok fazladır.




0 yorum: